Turuncu Fikirler
pazarlama üzerine sıradan fikirler :))
Blogun yazarı hakkında
İsmim: Seher Yaşar
Mekanım: Denizli, Türkiye
Hakkımda: delilik ruhumu doldurmuş aklımın nefes alacak yeri yok :)
Linkler
  • Marketing Post
  • Marketallica
  • Mah-Zen
  • Marketingma
  • Stokreklam
  • A. Selim Tuncer | Diyalog
  • Pazarola
  • Adverblog
  • frederiksamuel
  • adverbox
  • marketing-alternatif
  • Savaş Özay
  • garicruze
  • adhunt
  • The cool hunter
  • Murat Kaya
  • BrandBox
  • E-dunya
  • moleschino
  • Özge Yılmaz
  • Batislam
  • BirKÖŞE
  • Twenty-4
  • TheLastAd
  • JazzETTA
  • webrazzi
Yeni Yazılar
    <
  • <
  • <
  • <
  • <
  • <çay molası - iş muhabbetleri/a>
  • <
Arşiv
    <
  • <
  • <
  • <
  • <
  • blogger'dan not : "renan tavukçuoğlu maillerime gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı çook teşekkürler"

    linkler :
    wom , buzz , culture- buzz
    /div>
    Yazıyı gönderen | Permalink | <<2Yorum yapıldı < <
<
<Çarşamba, Mayıs 24, 2006
<
ne zaman bi restorana gitsem hep bi panik yaşarım, acaba hangi garson gelip canımı sıkacak diye...



bu resmi görünce "işte dedim mutlu son! müşteri memnuniyeti budur!"
türkiye uygulanabilir mi bilmiyorum ama uygulansa hep o restoranı tercih edeceğimi biliyorum...
kaynak : I have an idea
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
kim unutur ki bu reklamı?

gördüğünüz resmi büyülttüğünüzde sizinde farkedeceğiniz gibi duvara boydan boya rozetlerle dolu oldugunuz göreceksiniz. çağdaş sanat galerisi için hazırlanmış reklamda tek kelimelik 50bin rozet kullanılmış.ve halk istediği kadar ve istediği kelimeleri bulup takabilmiş ! çağdaş sanata yakışan bi yaklaşım bence...
nerden ni buldum? : re-think
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<1Yorum yapıldı < <
<
<
<
frederik samuel'de gördüğüm aşagıdakı resimler ;



aklıma bi hayal getirdi : bisiklet diyince aklıma gelen ilk bisiklet markası olan bianchi, bi resim yarışması düzenlese okullarda, teker izi baskısı olacak diye bi sınırlama olmalı mı olmamalı mı bilmiyorum ama birinci olan resmi afiş olarak kullanılması şahane olurdu...özellikle de okulların bitmesine yakın bi zamanda düzenlenmesi okullar kapandıgı gibi velilerini bi bisiklet almaya ikna eden şanslı öğrencilerin aklına ilk olarak bianchi yi getirir.



az önce buldum bu resmi re-think'de ve hemen ekleyeyim dedim bu yazıya..yalnız sevgili okurum aklıma takılan bişi var : ben yerlere yazı yazmaya bayılıyorum tıpkı bu reklamdaki gibi ama bunun yasal sonuçlarını bilmiyorum mesela yere bi reklam yazacaksan belediyeden izin almak gerekir mi? eger biliyorsan hadi bana da öğret !
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
sevgililer günü geçeli çok oldu...ama anneler günü daha yeni! peki bizim ülkemizdeki kadınları da onore etmek için böyle bi reklam uygulansaydı nasıl olurdu? (lütfen reklamı büyültüm güldeki yazıyı ve ardından sayfanın sağ alt köşesindeki yazıyı okuyun)


almanya'da yayınlanan bu reklam, sizede mouse'u hatırlatmıyor mu? iyi bi farklılaşma bence...(elektrik düpürgesi)


öğrencileri hedefleyen bir kampanya ancak bu kadar güzel olabilir...penceredeki yazıya dikkatinizi çekerim ! (avustralya)


amerikada yayınlanan bu reklam hapishaneyle sex'i muhtesem birleştirmiş lütfen resmi büyütün :)


herkes en doğal benim ürünüm diyor, peki bunu ne kadar doğru iletiyor acaba? bence muhtesem bi iletim var aşagıdaki reklamda!


reklam kaynağım : best ads on tv
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
aklım sadece pazarlama söz konusu olunca çalışıyomuş gibi geliyo artık !

evde oturuyoruz dün, zeynep siyahlı sarılı çizgili bi çorap giymiş. vay dedim daltonların rengi...sordum evdeki herkese bu renkler size neyi çağrıştırıyo diye millet de benim kafadan direk daltonlar dediler ! sonra düşündüm başka bizde böyle çağrışım yapan çizgi filmler var mı? YOK!
Konumlandırmayı o kadar iyi yapmışlar ki, kendi kültürümüzde olmayan bi çok şeyi içeren bi çizgi filmi hala (20+ yaşında) en küçük ayrıntısına kadar hatırlanıyor...
neyse bu sadece biri...pazara çıkıyoruz mesela pazarcılara satış dersi vericem sanki bi sürü fikir aklıma geliyo...
tv yi sadece reklamları kafamda yorumlamak için izliyorum tabi ev arkadaşalrımda en az benim kadar iyi oldular bu konularda :))
bu kadar pazarlama öldürür mü beni ? :)
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<1Yorum yapıldı < <
<
<
penguen viral kampanya şampiyonu bence...



yukarıda resmini gördüğünüz kampanyaya
*4 gün (07 - 10 Mayıs 2006) yayınlanmış.
*40.000'i aşkın kullanıcı sitemizi ziyaret etmiş.
*Türkiye'nin dört bir yanına 5000 paket yolladık.
*Penguen Club artık daha da büyük bir aile, 10.000 üzerinde üyeleri varmış.
*Kampanya'nın planlama süreci 1 ay, uygulama süreci 1 hafta sürmüş.
nerdeyse hatırladıgımız tüm markalar kampanya yaptılar. ama bence içlerinde en iyisi buydu. en anlamlısı da sağlık bakanlığının yaptıgı sigara bırakma kampanyası...
not: gözdecim bu post senin için !
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
merhaba arkadaşlar,
bilmiyorum beni kaçınız tanıyor belki çoğunuz "bişey sorabilir miyim" diyen sesimle belki de sadece ismimle...
bende hepinizi tanımıyorum...ama tanıdıklarım ve tanımadıklarımla, sizler, İYİ Kİ VARSINIZ !!!
tabu oynadıgımız 25-30 kişi ne eglenceli insanlarsınız siz ya...ama düşündükçe aklıma gülesim geliyo, biz nasıl o kadar kısa sürede o kadar iyi anlaştık be !
teknede benim biraz melankolik biraz keyifli halime eşlik eden güzel insanlar ; sizinle çok çok iyi vakit geçirdim. harika insanlarsınız...hepinizi yakından tanımaktan mutluluk duyuyorum hala...
oda arkadaşım özge...beraber çok vakit geçiremesek bile seni tanımak huzur vericiydi...(umarım sevgilinle hep beraber olursunuz)
...beni tanımayanları ve ortamımda bulunmayanları çooook sıktıgımı biliyorum. affeddin.
sevgili organizatörler iyiki böyle bi organizasyon yapmışsınız ve bende iyiki katılabilmişim...
denizlide sizin de bildiğiniz gibi böyle etkinlikler yapılmıyor...dolayısıyla belkide ben o 16 tane katılımcıyı ancak rüyamda görürdüm(onu da göremezdim ya, tanımadıgım için).hersey muhtesemdi!
oraya gelirken bi sürü korkuyu da beraberimde getirmiştim oysa...otel nasıl(ilk defa bi otelde kaldım yalnız)? oda arkadaşım nasıl olucak? program güzel mi olucak yoksa ben kendimi mi avutuyor olacağım? babama karşı geldiğime degecek mi?(otel taksimdeydi ya ondan korkmuştu biraz)
bütün korkular boşaymış...
grup bu kadar güzel oluşturulurdu yani...ya da hiçbirşey bu kadar kusursuz olabilirdi...tanıdığım o kadar güzel insanlar oldu ki...
hepsinin ismini buraya sığdıramam !
konuşmacı seçiminizin süper oldugunu söylememe gerek bile yok(levent bey'i iyiki davet etmişsiniz)
fotograflar için mustafacım çook teşekkürler..hepsini kaydedeceğim...
ve yağmur çok sağol herşey için,
tutku! harika bi başkansın...
ve rıza seninle sohbet sahane ve tabiki sabahki uyandırma servisin dışında :))
istanbula kaçtıgımda yine görüşelim...sizleri seviyorum...
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<1Yorum yapıldı < <
<
<
şu sıralar okudugum en güzel kitaplardan biri...Büyük balığı yutmak !

TBWA 1996-1997 yıllarında ilerdeki 5-10 yıl içinde hangi pazarlama problemleriyle yüzleşmek zorunda kalacaklarını öğrenmek adına bi araştırma yapmışlar ve aşagıdaki bulguları elde etmişler ;
1. belirli pazarlar, ilk defa gelişmenin ötesinde bir kapasite fazlasına ulaştılar.
2. kapasite fazlası herkese yetecek kadar yiyecek olmadığı anlamına geliyor.
3. büyük balık bir taraftan dikkatleri dağıtırken, diğer taraftan onları dışarı atıyor.
4. büyük oyuncular aşağı indikçe, parekendeciler yukarı tırmandılar.(parekendeciler kendi markalarını yaratıyorlar her sektörde!)
pazar liderleri -büyük balıklar- artan kazançlar yasaına göre 3 aşamada diğerlerine fark atıyorlar:
*birinci aşama = bilinirlik : lider marka olarak iki veya üç numaradan iki kat büyüksem ve kendiliğinden bilinilirlik pazar hakimiyeti ile ilişkili ise, akla ilk gelme farkındalığım dört kat daha fazladır ! (udo van de sandt-ammirati puris lintas)
*ikinci aşama = alışveriş : lider markalar, iki veya üç numaralara göre çok daha az reklam payıyla çok daha fazla satışa ulaşırlar. (c. scott-allison fischer)
*üçüncü aşama = satın alma ve bağlılık : yüksek pazar payına sahip markalar, düşük paya sahip olanlara kıyasla daha yüksek penetrasyona sahiptirler(daha çok alıcıları vardır yani). ama daha da ilginci ; yüksek paya sahip marka alıcılarının bu yüksek paya sahip markaları, düşük paya sahip marka alıcılarının süşük paya sahip markaları satın almalarına nazaran daha sık satın almaları ! (çifte tehlike)
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<

teknolojik.org sitesinden mailime düşen bi postada ilginç bi reklama rastladım. microsoft yıların agır topu farklı bi reklam yapmış. bence izlenmeye değer. download için : tıklayın
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<Çarşamba, Mayıs 10, 2006
<
otobüsler için nasıl bi uygulama sizce? bence salıncaklar birbirine çarpmadığı müddetçe sorun yok :)

bi etkinliğe çağrı ancak bu kadar güzel olablirdi herhalde...

bu da sex-sells ! nasıl?


reklam kaynağı : Ads Of The World , sex sells
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
Nilüfer turizmin yeni otobüsleri travegolar atağa geçtiler...

interaktiflik adına güzel bi pazarlama çalışması yapıyorlar.travego firarda web sitesine girip anket doldurduğunuzda üniversitenizde yapılacak olan konsere bedava bilet kazanıyorsunuz.yani tıkla-firar et ve kazan !
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<2Yorum yapıldı < <
<
<
hiç uçağa binmeyenler ! hadi yürüyün burdan ve farkedin okyanusların üzerinden uçmanın büyüsünü...


otoyolda giderken yan tarafta böyle bi manzara sizi heyecanlandırır mıydı acaba?


hangi band bu kadar etkili?


sinema salonlarımızı bu kadar yaratıcı bi çalışma haline getirecek reklam ajansları ya da bu kadar cesur firmalar görebilecek miyiz?


kaynak : advertising for peanuts

tavsiyeler :
pprtürk (ProfessionalPhotographicRepresentation)
TBWA (ajans blogu ancak bu kadar güzel olabilir)
Guerrilla-İnnovation (çok sağlam çalışmalar var.)
Houtlust (bloggerlar için umut verici bi blog)
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<2Yorum yapıldı < <
<
<
<
yeni reklam mecraa mı geliyor !


sayıları milyonları bulan seyirciler günde 15 milyon klip izliyo ve hergün ortalama 15bin klip ekleniyor.
biri 27 yaşında diğeri 29 yaşındaki iki ortagın ise klipler, diziler, reklamlar, fragmanlar ve kişiye göre değişen ücret uygulaması için anında hizmet veren bir platform olması hedefi var.
pazarlayıcıların ise düşüncesi bu işin bir an önce başlaması. ve hatta sadece reklam kategorisi adı altında değil de bütün kliplerin önüne mini reklamlar koymak ! (tv tadında bişi olur sanırım)
siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bilmiyorum(hala yorum yazmadığınız için) ama eger youtube.com birden böyle bi değişime giderse bi çok üyesini kaybeder. hatta nasıl klipler virüs gibi yayılıyorsa bu ayrılıklarda virüs gibi yayılırmış gibi geliyor bana.
Nike, Ronaldinho'nun bir klibini koydu ve bunu 2,7 milyon kişi izledi."bedeva reklam"

kaynak : forbes türkiye, marketallica group...
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
beck's tam benim hayallerime benzer bi çalışma yapmış...




design : designboom
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
bisiklet parkı

gecenlerde mahalledeki tüm arabaların lastikleri kesildi adamlar bisikletleri de es geçmemiş onun da lastiğini kesmişler...keşke sadece lastik kesme olayında değil de park yeri konusunda da bisikletler farkedilse hoş olur bence :))
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<2Yorum yapıldı < <
<
<
istanbuldayken gezdiğim sahaflarda elime eski (mayıs,29,2bin) bi time sayısı geçti. ilginç bi kapak hazırlamışlar: THE HOTTEST JOBS OF THE FUTURE...
Tom Peters ve Julie Rawe hazırlamış dosyayı... aşağıda bazı önemli başlıkları vereceğim...
tom peters, re image (işinizi yeniden yaratın-boyner yayınları)isimli kitabında bahsettiği gibi en çok beyaz yakalıları bekleyen müthiş sondan bahsetmiş : 10 yıl içinde beyaz yakalıların yaptıgı işlerin %90 ını çipler (bilgisayarlar) yapacak !
julie rawe ise ;
10 hottest jobs :
1- Tissue engineers
2- Gene programmers
3- Pharmes
4- Frankenfood monitors
5- Data miners
6- Hot-line handymen
7- Virtual-reality actors
8- Narrowcasters
9- Turing testers
10- Knowledge engineers

10 jobs will disappear
1- Stock brokers, auto dealers, mail carriers, insurance and real estate agents
2- Teachers
3- Printers
4- Stenographers
5- Ceos
6- Orthodantists
7- Prison guards
8- Truckers
9- Housekeepers
10- Fathers :))


NOT : neden bu yazının bi kısmı ingilizce bi kısmı türkçe diye sorarsanız eger , eng mi geliştirmeye karar verdim...bunun içinde ilk adım eng düşünmek bunun içinde burada böyle oldu.(malum burası benim gelişim saham). türkçelerini merak edenler varsa mailleşebiliriz. en kısa zamanda tarayıp belgeyi buraya ekli dosya şeklinde koyacağım (bilginize)...
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
sevdiğimiz şarkılar vardır hani unutamadıgımız... insan nisyandan (unutmadan) geldiği gibi zaman geçtikçe onları da unuturuz...
ama hiç hatırlama şansımızın olmadıgı bi tarih var : doğum tarihimizde bütün dünyayı peşinden sürükleyen parçalar ve albümler !

mp3 siteleri ne kadar çıkmaza girerse girsin müzik sektöründe farklılaşan sitelerden biri : every hit adamlar öyle bi ortam hazırlamışlar ki doğdugunuz tarihten şu an ki yaşınıza kadar olan yılın en hit parçalarını ve albümleri görebiliyorsunuz... tıklayınnn

bu dünya listelerini çıkaracak karşınıza belki girişimci ruhlu biri bu uygulamayı türkiyeye de getirir, kimbilir...hoş olur bence
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<3Yorum yapıldı < <
<
<
mobil iletişim için yapılmış şahane bi çalışma...


parmaklarımızın ucuyla yapabildiklerimizi anlatan hoş çalışmalar var izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

bizde de yapılmıştı aslında benzer temalı bi çalışma (bosch: fırın)
reklam kaynağı : marketing-alternatif
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
mc dglobalcasting

reklamda hikaye çok önemli ve gördüğüm kadarıyla mc donald's bunu iyi yakalamış.
tavsiye : story leri okuyun bence ah bir de explore gallery i gezin
umut : belki birgün yerel markalaramızdan biri de düşünür bu hikaye olayını...

reklam kaynağım : marketing-alternatif
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<1Yorum yapıldı < <
<
<
<
nasıl olsa millet olarak kupalara çok meraklıyız (bkz: fortis türkiye kupası izlenme oranı) gelin stabilo basket cup'a katılalım :)) ah tabi biri çıkarda bi benzerini yaparsa bence daha da şahane olur(mesela bi ara cola turca futbol topu dağıtmıştı o daha yaratıcı bi şekilde yapabilirlerdi bence).


not : defier link'ine tıklayın ardından gelen pencereye isim mail ve bi de mesaj bırakın...dağıtmaya başlayabilirsiniz....
not* : ben hiç atamadım basket(elim mi orantısız ne?)

reklam kaynagı : marketing-alternatif
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<Çarşamba, Mayıs 03, 2006
<
can yayinları pazarlama yapıcaz diye iyice karıştırdı ortalığı. tanıdığım ve tanımadığım bi çok kitap sever artık kitap alırken can yayınlarını sırf can yayınları oldugu için tercih etmiyor !
neden?
can yayınları zamanın birinde depo boşaltma kararı almış yani. ellerinde kalan kitapları ucuz satacaklar ve depolarını boşaltacaklar. efendim bir sene oldu hala ellerindeki kitap bitmemiş olmalı ki biz hala etrafta görüyoruz 3,90 ytl lik kitapları...
en sevdiğim kitap, dönüp dönüp okuduğum veronika ölmek istiyor, yüzyıllık yalnızlık isimli kitaplar can yayınlarından basılıyor. ve ben onları ne zaman bi işporta rafında görsem içim acıyor çünkü korsan kitapla aynı fiyata satılıyor.
diyeceksiniz ki e ne güzel işte ucuz ucuz al. hayır olay bu değil bu kitaplar zaten çok okunan kitaplar. sen bunlara zamanında vermişsin 11 ytl yada 15 ytl şimdi olmuş 3,90 - 4,90 ytl... nerde kaldı marka güvenilirliği.. şimdi yeni basılan kitapları da satmıyor Can'ın neden? çünkü millet diyo ki : nasıl olsa bunun da fiyatı düşer , o zaman alırım :))
işte böyle efendim kitapçı trafından mini bi sohbet...
can yayınlarına tavsiye : o kitapları bi sosyal sorumluluk projesiyle bağışlasaydınız maddi kaybınız , bu şekilde satarak oluşturmuş oldugunuz negatif marka imajından çok daha az olacaktı. dolayısıyla yol yakınken bu stratejinizi değiştirmenizi tavsiye ederim.(bu yorumu yapacak cesareti iyi bir okur olmaktan alıyorum)
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<360 derece PAZARLAMA !/div>
<
<
9-15 nisan yayını businessweek'te dikkatimi çeken bir diğer yazı ise 360 derece pazarlama yazısıydı.
buraya aynen geçirmeyeceğim sadece benim kafamda şekillendiği ölçüde aktaracağım.
bu şirketlerin öyle bi iddiası var mı yok mu bilmiyorum ama bu pazarlama şirketleriyle çalışan firmalar bünyelerinde pazarlama departmanlarını neredeyse kapatacak kadar eleman azaltıyorlar. çünkü bütün pazarlama faaliyetlerini bu şirketler yapıyorlar.
entegre pazarlamanın mecralarını (kitlesel medya pazarlama-veri tabanı odaklı pazarlama-digital pazarlama-etkinlik ve promosyonel pazarlama-halkla ilişkiler) kullanırken entegre pazarlamadan farklı olarak merkezinde proje yada kampanya değil marka var !
şu sıralar klasik pazarlamanın ölümüne sevinen kalabalıklar yeni mecralarla daha güçlü geliyorlar. hepimizin yakından bildiği gibi leo burnett'in şölen için hazırladıgı nutymax şöhretini arıyor kampanyası klasik pazarlamanın ölümünün en güzel komedisini çıkardı ve bunun yanında istendiğinde nasıl bi interaktiflik sağlandığını ispatladı(iki hafta içinde 100bin'i aşkın ziyaretçi ve 20bin'i aşkında video -ses-resim yüklenmiş).

sizce günün birinde pazarlama müdürsüz şirketler olacak mı?

devamını okumak için naparsınız bilmiyorum valla derginin zamanı da geçti :) bana mail atarsanız ilgili yazıyı tarayıp gönderebilirim...

not : denizli'de 360 derece pazarlama yapıcam ben.(orta ve küçük ölçekli firmalara-hareket kolaylığından dolayı ve tabi bürokrasiden kurtulmak için-)(bi kaç arkadaşla beraber) içinizde ekibe katılmak isteyen varsa ayrıntıları konuşabiliriz. mail : seheryasar@gmail.com
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
9-15 nisan yayını businessweek'te etnik pazarlamanın markaları nasıl çıkmaza soktuğundan bahsediyordu.
kimi markalar eşcinsel haklarını savunanlara destek verdiğinde muhafazakar kesimin tercihi olmaktan çıkıyor...
kimi markalar siyasi boykotlarla karşılaşıyor.
sadece fmcg markalar değil oteller hava yolları bile bu boykotlardan nasibini alıyo...
neyse benim kafama takılan ise şu : bizde şu an için böyle sıkıntılar yok(malum pazarlamayı daha yeni öğreniyoruz)ama ilerde dehşet fırtınalar kopacak gibi bi öngörü var içimde. yani düşünsenize bu kadar farklı medeniyetlerin yaşadıgı yerde illaki bi çok farklı köken olacak... ve biz artık pazarlama yapmayı öğrendiğimizde bunlar herkes için içinden çıkılmaz bi kaos ortamı oluşturabilir.(tabi bu kaosu dünyada aşan çok politik şirketlerde var bkz: P&G)
EYVALLAH OLSUN
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
sony walkman'i ilk icat ettiğinde tüm mühendislerin görüşü : " kayıt özelliği olmayan bir teybi kim ne yapsındı? , speakerlarla müzik setinden müzik dinlemek varken, kim kulaklıkla uğraşır ki? hersey daha ileri giderken, daha az fonksiyona sahip cihazı kim neden alsın? "
şirketin pazarlama departmanı da isyan bayragını çekmiş : "şirket sattığı her birim cihazdan zarar edecek" diye rapor vermiş. üstelik cihaza verilen isim anglo saksonların kulaklarına "gülünç" gelecek demişler...
cihaz 1979 yılında farklı isimlerle ABD ve İngiltere de piyasaya sürülmüş. hedef kitle 15-18 yaş arasındaki gençler ! hemen hemen hiç tutmamış !
daha sonra cihazı "yuppie"ler keşfetmiş. Walkman, jogging yaparken Mozart , işe gidip gelirken yolda Boy George dinlemek için idealdi. üstelik bond çantanın en küçük gözüne bile girebiliyordu :)
walkman birdenbire beyaz yakalıların simgesi hline geldi. sony'nin ürün müdürüne gelen ilk sipariş 60bin cihazın hazırlanmasıydı. ama adam satmayacağını düşündüğü için 30bin üretmiş. ama talep öylesine yoğun gelmiş ki ikinci 30bin i yetiştiremeden işten çıkarılmış :)
neyse son söz şu : o günden bu güne Walkman satışları hiç azalmadı.

not : bu yazıyı forbes nisanda iş hikayeleri köşesinden(Aydın Demirer'den) aldım.

benim formatıma uymayan bu yazıyı sadece marka bağımlılığımdan dolaı buraya aldım. Walkmansiz adım atamayan biri olarak. mp3ler onların yerini alsa bile ....(yeni düzenlemelerle birleşmiş ama neyse artık)
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<

vakko ürünlerini kişiselleştirmede zirveye doğru hızla gidiyor.
şimdide Özel dikim'e başlamış ; eğer 0212 481 63 29 no'lu numarayı arasanız sizde size özel vakko bi kıyafete sahip olabilirsiniz
öğrendiğim kaynak : forbes nisan
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
ocak mediacat de rastladıgım bi haber bu. outdoor çalışmaları nasıl ölçülürmüş demeyin adamlar (ACnielsen) ölçmüşler :)
benim ilgimi çeken sonuçlardan bi kaçı :
*billboardları en çok 35-54 yaş arası erkekler görüyor
*otobüs duraklarına koyulan reklamları da en çok görme ihtimalı olan kesim 18-34 yaş arasındaki bayanlar (bu benim çok ilgimi çekti. sizce bayanlar daha mı çok otobüse biniyor yoksa birbirine veya yoldan gecen arabaların markasına bakmayı mı sevmiyorlar?)
not : reklamın görünürlüğünü etkileyen en önemli faktör ise reklamın konumu değil, kitlenin yürüme rotası...
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<0Yorum yapıldı < <
<
<
<
koç üni pazarlama kampının son günü Levent ERDEN'le tanışma fırsatı bulduk. Şahane bi eğitimdi bence. Son konuşmacımızdı ve benim için bi çok konuda ilk oldu :)
şimdi eğitimde tuttugum notlar :
*Karar 49 sn de verilir.
*Bütün dünya pazarlamayı amerikadan öğrendi(bkz: fransızca pazarlama) :)
*Biz yıllardır amerikan kaşığıyla türk boku yiyoruz.
*Iıl 1972: "senin bana sattıgını değil, benim istediğimi alırım"
*1945-1974 arası dünyanın büyüme hızı 1975-2005 arasındaki büyüme hızından %75 fazladır.
*1974-2004'e kadar enflasyon %80-90 enflasyon yaşadık.
*Krizdeki felsefe : erken tahsil et, geç öde !
*O zamanlar marketing yoktu, finans vardı.
*2004'ten önce pazar yoktu ki pazarlama olsun ! (VİP) vade iskonto pazarlamsı vardı.
*Procter Türkiye'ye geldi ilk beş sene 20 milyar$ zarar etti.
*Brezilya'ya yıllık 40 milyar$ girerken türkiye'ye 2,5 milyar$ giriyor.
*Herkesin kullandıgı 70 milyon terimi yanlıştır çünkü türkiye nüfüsunun yarısı 18 yaş altıdır.
*70 milyon yerine, hane sayısı kullanılmalı(16 milyon hane)
*Reklamcılar için önemli olan ise 5 milyon hane.(yani yunanistan gibi bi ülkeyiz)
*Fransanın nüfüsu azdır ama 26 milyon hane var !
*Siz en avanta yaştasınız. çünkü 5-10-15 yıllık tecrübeliler finansal kar peşinde koşmaya devam edecekler ve düşecekler. !
*Benim istediğimi istettirdiğim zaman ben adamım!
*Carefurda 60bin marka varken çalışmayan bi adam 3bin kelime kullanıyor ve 5bin kelime biliyor.
*5 milyon hanede %98 internet kullanımı var.
*Tv herkese aynı şeyi söyler , oysa önemli olan kişiselleştirmektir.
hız çok önemli
*10 yıl içinde nüfus ve gelir dağılımı daha düzenli olacak gibi.
*Tüketici kendini kral hissetsin
*Parayı değil kaldıracı biriktir! paran kadar değil kaldıracın kadar konuş !
*2 yada 3 marka pazarın %80'ini alacak !
*Büyük düşün olayın tamamını gör!
*Türkiyede pazarlama dağıtımdır.
*Finansal kar bitti, operasyonel kar başladı !
*Marketing megaloman işidir !
*Ne söylediğin yaratıcı değilse, nasıl söylediğin de yaratıcı değildir.
*5 sene sonra nerde olacağını düşün !
*Ya klasikleri oku ya da 2000 sonrası yazılanları !
*Sektörde 2000 kişi var ama sadece bu yıl reklamcılık ve halkla ilişkilerden 970 öğrenci mezun olacak.
**Basel II çok önemli !
/div>
Yazıyı gönderen | Permalink | <<2Yorum yapıldı < <
<
Layout design by Pannasmontata